Yaşlanma karşıtı (anti-aging) dermatolojide başarısı klinik testlerle ve histolojik olarak kanıtlanmış en güçlü molekül ailesi retinoidlerdir (A vitamini türevleri). Retinoik asit, retinol ve retinal gibi türevler, deri hücrelerine ulaştıklarında hücresel reseptörlere bağlanarak doğrudan DNA düzeyinde bir komut başlatırlar. Bu komut, epidermisteki hücre döngüsü hızını (Cell Turnover) maksimuma çıkararak en alttaki taze hücrelerin yüzeye tırmanmasını hızlandırır.
Aynı zamanda dermis tabakasındaki fibroblast hücrelerini uyararak tip I ve tip III kolajen ile elastik liflerin sentezini tetiklerler. Bu sayede ince çizgilerin derinliği azalır, hiperpigmentasyon (leke) odakları dağılır ve cildin elastikiyeti artar. Retinoid tedavisi klinik bir süreçtir; ilk haftalarda retinoid dermatiti (kızarıklık, soyulma) görülebilir. Bu nedenle sürece düşük konsantrasyonlarla başlanması ve fotohasarı (güneş lekesini) önlemek için mutlaka geniş spektrumlu güneş koruyucularla (SPF) kombine edilmesi tıp otoriteleri tarafından şart koşulmaktadır.